EPÖ 574 Eğitim Teknolojisinde Yenilikler
Ödev teslim durumuyla ilgili bilgilendirme yapıldı. Emekler
için teşekkür edildi.
Prezi videoyu indirme-kurma ile ilgili bilgi verildi. İndirme
ile ilgili problem yaşayanlara yardımcı olundu.
Prezi videoda alt yazı oluşturma ile ilgili bilgi verildi.
Bu haftaki dersin büyük anlamda teorik olacağı belirtildi.
İnönü Üniversitesi’nin öğrencilere verdiği edu.tr uzantılı
e-posta adresine nasıl ulaşılacağı hakkında bilgilendirme yapıldı.
Microsoft Teamsde işbirlikli çalışma yapabilmek içim beyaz
tahta uygulaması açıldı.
Eğitim nedir? Eğitim-öğretim arasındaki farklar nelerdir?
Eğitimle ilgili yanlış bilinen gerçekler nelerdir? Sorularına cevaplar arandı.
Eğitim kelimesi “eğ” kökünden gelir.Bir şeyi beğenmezsek
şeklini değiştiririz.Çocuğunun eğilmesini düşündüğümüz için eğitim
veriyoruz.Çocuk eğilmesi gereken bir şey midir? Sorusu akla gelir.Bu soru
tartışıldı.
Çocuğun içinde var olan potansiyeli ortaya çıkarıp daha iyi
hale getirmek mi yoksa tohumu un yapmak mı? Sorusu soruldu.Genel olarak
potansiyelin ortaya çıkarılıp iyi hale getirilmesi düşüncesine varıldı.
Çocuk özünde iyi midir kötü müdür?
Bir şeyin iyi olduğuna nasıl karar veririz? Soruları tartışıldı.
Bir insanı tanımak için biyolojisini, sosyolojisini,
psikolojisini bilmemiz gerekir.
Freud’un id-ego-süperego kuramlarından bahsedildi.
İD: Kişinin kendiliği, canının çektiği. Peki doğru mudur?
EGO: Kişilik, elimin yettiği
SÜPEREGO: Kimlik, izin verilen ,iyi olan
Toplum mühendisliği yapılırken iyiler ve kötüler birbirinden
ayrı tarafa gider. Mesela ben bana izin verilen kadar yaşarsam iyi bir şey
yaparım. Öğretmene ne kadar izin verilirse o kadar konuşmak. Ne kadar oy verme
hakkı verilirse o kadar oy kullanmak. Öğretmen öğretmen gibi davranırsa iyidir.
Doktor doktor gibi ,hemşire hemşire gibi davranırsa her şey iyi sorun yok
demektir. Peki bana verilen kimliğe göre yaşamak doğru bir şey midir? İyi ile
doğru aynı şey midir? soruları soruldu.
İyiler insanı genelde mutlu etmez. Japonya’da örnekleri çok.
Batıda bireysellik toplumsallıktan önde gelir.
Bana izin verileni yaparsam iyi bir şey yapmış olurum. Herkes
beklenen şeyi yapacak. Böylece çok güzel bir cemiyet oluşur. İşbirlikli çok
güzel bir toplum oluşur. Peki bu doğru bir şey midir? İyi yaşamak mutlu eder
mi? Canımızın istediklerinde vaz mı geçmiş oluruz?
Felsefe insan dünyaya mutlu olmak için geldi der. Mutluluktan
murat hazdır.
Fayda-haz-iyilik: İnsanın bir eylemde bulunurkenki üç
gerekçesidir. Fayda ve haz genelde dünyevi mutluluk verirken, iyilik uhrevi haz
verir. Burdaki iyilik genelde kitap okumak gibi dünyevi şeylerden bahsedilir.
İyi olan şeyler sonsuz defa yapıldığında da iyidir. Sonsuz
defa toplumsal davranmak iyidir.
Anne olmak iyidir. Haz verir mi? Uykusuz kalmak fedakarlık
yapmak vs.
Çocuklar süperego temelli yaşamaya eğersek daha büyük bir
memur daha büyük bir işçi olmasını sağlıyoruz.
İd ile süperego arasındaki fark ne kadar büyükse siz o kadar
sahtesiniz demektir.
Süperego-İd=0 olması durumunda kendimizi gerçekleştirmişiz
demektir.
Toplumla sizin aranızdaki fark (konu ne olursa olsun)
büyüdükçe kendinizi sahteleştirmiş olursunuz. Toplumda farklı, kendi
kendinizeyken farklı davranırsınız.
Okullar kendini gerçekleştirmeye mi kendini sahteleştirmeye
mi hizmet eder. Kendini sahteleştirmeye hizmet eder.
Haz veren şeylerin şeytanla ilişkilendirildiği bir dünyada
yaşıyoruz. İd=nefs=iblis.İnsanın nefsiyle baş başa kalmaması için medreselerde
eğitim verilir. Cemaatlerde nefsle baş başa kalmak demek mağlubiyeti
kabullenmek demektir.
Şeytanla masaya oturduğumuzda kazanma şansımız yok.
Nasıl yetiştiysek eğer çocuğumuz da o yoldan gelmediği
sürece kötüdür.
Parmenidesçi felsefe: Değişim marazdır asıl olan
değişmemektir, sabitliktir. Güneş her gün doğudan doğar. Bizim algılarımız
değişir.
Heraklitos: Her şey değişim içindedir. Hiçbir şey sabit
değildir. Aynı nehirde iki kere yıkanmaz.
Ben çocuğa, benim geçtiğim yollardan eğitim vermezsem o
çocuk benim gibi olmadığı için kötü olacak. Nerden biliyoruz daha iyi
olmayacağını.
Özü itibariyle çocuğu tohum olarak mı yoksa cansız kaya
olarak mı göreceğiz. Her iki de.
Bazen ağır basan görüş doğu toplumlarında darbeyle beraber
felsefeye sırtını dönmeyi seçiyor. Felsefe batıya doğru kayıyor. Eskiden
aydınlanmanın başkenti Bağdat iken şimdilerde Amsterdam
İbn-i Sina,Farabi: Çocuğun ihtiyacına göre eğitim vermek
der.
Çocukları memur gibi mi filozof gibi
mi yetiştiriyoruz.
Pink Flody: Another Brick in The Wall
bahsedildi ve izletildi.
Zamanında önemli bir isyan klibiydi. Klibi Türkiye’ye
uyarlayabiliriz. Sembolizmin örneği. Çocuklar okula gelirken tek sıra halinde
giriyorlar. Okuldan çıkarken yüzsüzleşiyorlar. Neyi göreceğini-duyacağını
bilemiyorlar. Tek tipleştirilmeden bahsediliyor. Okullar fabrikalara
benzetilmiş. İnsanlar duvardaki tuğlaya benzetilir. Daha önce geçen insanların
tuğlaları ördüğünü ve sonradan gelenlerin de bu tuğlalardan biri olacağı
belirtiliyor. Matematik dersinde şiir yazan çocuk aşağılanıyor. Bu anlamda
eleştiri alıyor. Üniversiteye geldiklerinde onlar düştükçe birilerinin çarkı
dönüyor ve ortaya çıkan ürün insanın girip kemiksiz kıyma halinde çıktığı
söyleniyor. Okullar ceza evlerine benzetilir. Giriş-çıkış saatleri bellidir.
Vaktinde girip çıkmazsan ceza alırsın.
Anne babalar çocuklarından aynı takımı tutmasını, aynı
partiye oy vermesin, aynı kitaptan zevk almasını istiyorlar. Öğretmenler de
günde 1000 soru çözmüşlerse öğrencilerinden de aynı şeyi istiyorlar.
Geleceğe insan yetiştirme işi gelecek planı yapılmadan
yapılmaz. Eintein ortaya çıkınca Newton devre dışı kalmaya aday haline geldi.
Çocukların zihnini bulandırmamak adına bilimden
uzaklaştırıyoruz. Bilme hakkı gasp ediliyor. Öğretmen mesul olmadığı bilgileri anlatmıyor.
İd ile süperego arasındaki farkı kasten mi istemeden mi
arttırmaya çalışıyoruz. Şu an çok gerçek değiliz. Değer verdiğimiz şey gerçek
değil. Örneğin para, bilgisayar. Değer verdiğimiz şey bizi gerçekten uzaklaştırıyor.
Ülkede eğitim sistemiyle yetişmiş insanların geleceği yer
sınırlıdır.
Tıp fakültesi öğrencileri çok iyi işlem yapıyorlar ancak
konuşmaya geldiğinde iletişimde zorlanıyorlar. Yeri geliyor psikolojik
problemler yaşıyorlar.
Devletler duyguyla başlar. Duyguyla devam ederse yıkılır. Öğretmenlik
de öyle. Duyguyla başlar akılla devam eder. Aksi durumda yıkılır. Başlangıç
duyguyla olsa bile akılla devam etmelidir.
Öğrenci sistemin en masum parçasıdır. Öğrencileri kazanma
görevi öğretmenindir. Sınıfta aklı başında tek kişi öğretmendir.
Eşle-eşit olmak arasında far vardır.
KATILDIKLARIM:
Felsefi yönü güçlü bir dersti. Genel olarak aktarılan
düşüncelere bilgilere katıldım.
KATILMADIKLARIM:
Şeytanla masaya oturduğumuzda kazanma şansımız yoktur
düşüncesine katılmıyorum. İnsanlar akıl ve bilimi kullanarak tanrıya kafa
tutabiliyorlar ise şeytana da kafa tutabilirler diye düşünüyorum😊
İLGİNÇ BULDUKLARIM:
Pink Flody: Another Brick in The Wall klibini ilginç buldum.
Çocukları memur gibi mi filozof gibi mi yetiştiriyoruz.
BLOGGER.COM İLE BLOG HAZIRLAMA
1) İnternet tarayıcımız üzerinden www.blogger.com adresine gidiyoruz.
2) Açılan internet sayfasında "BLOGUNUZU OLUŞTURUN" seçeneğine tıklıyoruz.










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder